Muhafız.

 

İnsanın bugün verdiği bir mücadele var, bizi kuşatıyorlar yağmalanmış şehirlerden öksüz bırakılmış mezarlardan geçiyoruz boynumuz kırık bir tebessüm gibi ince unutuyoruz bir çok şeyi unutuyoruz iyi olan herşeyi. Bizi mücadelenin içine dahil ediyorlar kalıplaşmış ifaderlerden sıyrılamıyoruz, “önümüzdeki maçlara bakacağız”, kuyruk psikolojik bir travmadır bekliyoruz hep aynı adımı atmak için hayatın gayesi bu mu? sahi nedir gayemiz

 

Işıklarımızı çaldılar gökleri delecek cesareti buldular, bizi hep bir safa koydular bir cepheye sen buradasın sen iyisin sen kötüsün, bazen sormadık niçin? birşeyleri korumamız gerekti hep, suni sevgileri koruduk “bir kalbiniz vardır onu hatırlayınız” diyor şair biz kalbi emanetçi çekmecelerine bırakıp gidiyoruz, kuru kavgaların peşine, bizi bir kaleye hapsettiler ya muhafız olacaksın yada öleceksin. İyi ama neyi niçin muhafaza edeceğiz, kimin ve hangi kalenin muhafızları olacağız,kalıplaşmış ifadelerin kuru kavgaların ve propagandaların mı muhafızları olacağız.Eski zamanlarda şehirlerin güvenliği kaleler ile olurdu, İnsanı ne koruyacak peki insanın kalesi neresi, yahut kuru kavgalardan kalıp ifadelerden bir kale mi inşaa edeceğiz böyle cenk olur mu ?. İnsanın kalesi insanın vicdanı değilmidir vicdan yumuşak kale sert olmalı mı diyeceksiniz, neye karşı peki sert olmak fitneye karşı vicdan serttir, kaosa karşı vicdan serttir, ahlaksızlığa ve adeletsizliğe karşı vicdan serttir, merhamete ve sevgiye karşı ise olması gereken gibidir vicdan, vicdanlı olmak polyanna olmak değildir, vicdan aklı hakikate götürür aklı hakikati gören kaleyi daha iyi korumaz mı?.

 

Vicdanın muhafızları olacağız, insanın toprağı olan merhameti bereket ile buluşturmak için

vicdanı her daim diri tutacağız.