bir eğitim öğretim hikayesi

“güneş ufuktan şimdi doğar yürüyelim arkadaşlar” böyle diyorduk ilkokulda güzeldir elbet güneşe doğru yürümek,sonra birkaç fiş ezberlerdik “ali ata bak”, mahallede sütçü beygileri dolaşırdı ve sınıfta ali.

Ben hiç sormadım ali atlara baktın mı ? ali şimdi kim bilir ne halde. sütçü beygirleri giderek azaldı, aliler at yarışlarından para kazanmaya başladı, daha iyi bakıyorlar, sonra bazı aliler yarışa dahil oldu ben de yarıştaydım, çabala ve kazan iyi ama ne için ve neyi kazanacaktık.

 

Yürüdüm güneş ufuktaydı ben hep yürüyordum, bir gün a şehrinden b şehrine gitmem icap etti belge alacaktım ve o sınıflara geri dönecektim a ile b şehrinin hesabını yapanlar iki şehrin ortasında yalnız kalınca ne yapılır öğretmediler, b şehrine yakındım dolandırıldım yine yakındım, on iki kilometre yol vardı en yakın ilçeye ve matematiğim zayıf. Güneş ufukta batıyordu ben yinede yürüdüm birkaç araç geçti yanımdan ali onlardan birinde olabilirdi, yürüdüm terledim terleyince ne yapmam gerektiğini söylemişlerdi gerçi soğuk bir su bulsam dinlemezdim hiç öğretmenimi, son düzlükteydim bir ara bir araç selektör yaparak geliyordu, beyaz bir ışık bana doğru geliyor ölüm amerikan flimleri gibi olmamalı dedim, değilmiş b şehrine vardım. Yine yürüdüm kızarak gülerek ağlayarak yürüdüm sahi güneş ufuktan kaç kere geçti, sonra geri dönüyordum ali dedim babalığını ilan etmiştir belki, belki bir çiftliği vardır vede atları daha iyi daha iyi bakıyordur atlara çünkü diğerlerinin çok para kazanması gerekiyor.

 

ali nereye bakıyordu bilmem ben düşen damlaları seyrediyorum, güneş ufkumuzdan çekilmişti ve ben o sınıfa geri dönemedim, yürüdüm zihnimde barış manço “dün yine yapayalnız dolaştım yollarda”

 

27/01/2017 günün ilk dakikaları.

 

Oğuz Ertürk

Bu Topraklarda Olmak

 

Bazen bu topraklarda olmamı sorguluyorum, mesela baltık devletlerinde yaşasaydım ne olurdu diyorum, pek bir meselem olmazdı değil mi ? sonra meselesiz insan mı olur diyorum ” meselesiz, gerçeksiz” böyle yaşamak nasıl olurdu, sonra bu topraklarda olmamı seviyorum diyorum ki iyi ki buradayım bir meselem var niçin buradayım diye sorduğumda Tuğrul ve Çağrı beylerin Anadolu’ya girişleri nasıldı diyorum onların meselesi neydi, bir vakit rum-eli olan topraklara merhamet nasıl geldi ve yerleşti ise işte niçin bu topraklardayım sorusunun karşılığını buluyorum, bu topraklardayım çünkü bu topraklar bize kalbimizi hatırlatıyor,
Bu topraklarda olmak Bosna-Hersek’de “vefalı Türk”, Medine müdafaasında Ömer Fahrettin Paşa, Azerbaycan topraklarında Nuri Paşa olmaktır, adınıza şiir yazılır bir şair bu topraklar için “düşebilsem toprağına”der. Vicdanı diri tutan insanların adımları bugün yürüdüğümüz yollarda Tuğrul ve Çağrı beylerin ilk adımlarının kıymetini anladığımız sürece bu topraklarda niçin var olduğumuzu anlayacağız, onlar İslam birliğini tehlikeden korudular halifeyi muhafaza ettiler, onların evlatları ise haçlılar ile mücadele ettiler sadece kılıç ile değil fikir olarakta mücadele ediyorlardı, bu anlamda Nizamiye Medresleri mücadelenin büyük bir bölümünü oluşturuyordu. Nizamiye Medreseli İslam fıkhı, pozitif bilimler ve devlet adamı eğitimi veriyorlardı böylece Büyük Selçuklu Devleti geleceğini fikri olarak güvence altına almış oluyordu.
Bugün bizler kuru sloganlar ve kuru kavgalardan ziyade fikirler üretmeliyiz, bugün memleketi düşünürken sadece bir pencereden değil bu topraklarda atılan her adımın hatrını unutmadan hareket etmeliyiz – toprağın kıymetini bilenlere selam olsun-

Oğuz Ertürk 13/01/2017