H-aykırı Tanıtım :)

İnsanın merkezi kalbidir, merkezi şehirler ve dergilerin gücünden sıyrılarak kalbe doğru gitmek gerekir. İnsana kalbini hatırlatan şair Mersin’de bir öğretmen Helim Dur hocamız bize evvela merhameti öğretiyor H-aykırı isimli dergisi tam yedi yıldır bu görevi üstleniyor kendi imkanları emekleriyle değerlerimizi diri tutuyor

Dergi hem mizanpaj olarak hem de üslup olarak insanın okuma azmini arttıyor ayrıca H-aykırı genç şairlerin ocağı olmuş durumda burada yazan bir çok genç şair edebiyat camiasında kalemlerini kuşanmayı öğrendiler, gönlümüze bir şifa olan kelimeyi hayata geçiren Helim hocamıza teşekkür eder H-aykırma yolunda devamını dileriz.

H-aykırı bulabileceğiniz adersler derken şu ifadeler yer alıyor

*hayret ettiğin yer*çağdaş yaşamı köstekleme derneği*çıkmaz sokak*üniversitelerin coğrafya bölümleri*bu çağın ve coğrafyanın ağırlığı altında yaşarken yüreğimizi ferahlatan bazı kitapevleri

{ işte h-aykırı bu sebepeten güzel 🙂 }

H-AYKIRI göz aşinalığı için görsel

BARBARLAR 21. KERE RÜYAYA UYANDI.

Barbar Dergisi’nin Mart-Nisan sayısında şiir bölümü dolu dolu. Mim Kara, Erol Kaf, Abdullah Enes Aydın, Hüseyin Dikmen, Süleyman Yılmaz, M. Önder Karakaş, Rahime Kasım, Mehmed Mumcu, Meryem Genel, Mehdi Barbaros, Emir Gündoğdu, Tunay Özer, Necip Fazıl Akkoç, Emrullah Emin, Yunus Keskin, Yalçın Ülker, Münteha Baran, Mehmet Fatih Öz, Kenan Yusuf Taşkın, Burak Çakır, Emre Yılmaz, Feyz Kariha, Şener Öktem, Mehmet Biter, Mehmet Burak, Burak Çelik ve Fatih Korkmaz bulunuyor.

Nadir Aşçı’nın “cami, mescit, mimari” kavramları üzerine yazdığı yazıyla Barbar’ın düşünce bölümünü açıyoruz. Murat Gökdemir ise, hafıza ve bilinç üzerinden “an”ı sorguluyor. Devamında ise, A. Kadir İnce, M. Tuğrul Çolak, Ebuzer Şamil Barbar 21’de yer almakta. Ayrıca, Ian Dallas’ın Bedevilerin Zamanı kitabının son bölümünde yer alan parça ise Mehmet Akıncı tarafından tercüme edilmiş.

Öyküde ise; Ercan Ata, Emine Yıldız Er, Zeki Altuntaş, Merve Öykü Kaya ve Oğuz Ertürk yer almakta.

barbar-21-kapakBarbar, tercümeleriyle okuruna yeni tatlar sunuyor. Friedrich Hölderlin’in Hyperion’un Kader Şarkısı şiiri Mustafa Ertuğrul Aydın tarafından çevrilmiş. Kayser Eminpur’un Gönül Delilse… şiiri ise, Sebilay Nur Akca tarafından Farsçadan tercüme edilmiş.

Talha Ulukır sinema, Burak Çelik eleştiri yazısıyla Barbar yirmi birde yer alıyor. Ayrıca, E. M. Cioran’ın İki Toplum Cinsi Üzerine parçası ise alıntı bölümünde yer almakta.

Fehmi Sünnetçi’nin Çok Hisli Çok Fikirli Ansiklopedik Yeni Din Lügatı, kavramların farklı anlamlarını hatırlatmaya üç sayıdır devam ediyor.

www.barbardergisi.com adresinden alıntıdır.

Z!F!R EDEBİYAT DERGİSİNİN 2. SAYISINDAN SEÇMELEDİK..

 

Z!F!R EDEBİYAT DERGİSİNİN 2. SAYISINDAN SEÇMELEDİK..

 

-Rüzgar Denizi-

“Yanık yüzlü çocukların kokusunu taşır rüzgar

Rüzgar denizinde bir hayal

Benim kadim sevdam”

Ejder Turan

 

 

-Kahire Geceleri-

“Sahraya vurgun oluşun Nil’den

Kahire’nin susuzluğu duruyor üzerinde”

Yakup Ünsal

 

-Çiğdem-

“bir söz dağarcığı yükseliyor ömrümde

konuşmak bir hastalık ! ”

 Hasan Ulaş

 

-Dar Sokak Kalıntıları-

“Kelimelerin sağırlığı ve dostların sessizliği kardeştir

Sakın sorma bu gürültülü rehaveti

Soluklarını ödünç aldığımız yağmurlar

Başka bulutların mükafattı”

 Gazi Balcı

 

Mahcubiyet Mahkemesi

“Masumiyet savunması

Suçüstü yakalandım

Hüküm: yalnızlık zindanı

Kadir Soydan

 

-Yırtık Kanat-

” Hep aynı yerinden kırılıyordu zaman

Yastığımızın altındaki mezarları saymadan

Mezar, elbiselerin uyuduğu tek kişilik yatak

Kimse gelmez mi yanımıza, çağırsak”

 Meryem Genel

 

-Gün Gam Ola-

“Yoksulların camilerinde biz

El ayak çekilince

Göğsümüzü açar

Yaralarımızı Allah’a gösteririz”

 Mim Kara

 

-İçbükey-

“Göğsümde ahşap ağırlarıyla

Yürüyen vakitlerden

Sinir uçlarımı alıp

Alıp cetvele vurdular”

Tunay Özer

 

-Şairlik Kanunları-

“Tebessüm edip kerpiç evlere

Şiirler yazmalıyız cam macunlarından

Çoban kavalına sürüye kurda”

 Oğuz Ertürk

 

-İçerde Var Diye Sevgi Dilenenler’e-

“Dışardayız

Bilmediğimiz, dildir artık dilimizdeki

Gösterişli yapılar yerine de korkuyoruz üstelik”

Bayram Zıvalı

Muhafız.

 

İnsanın bugün verdiği bir mücadele var, bizi kuşatıyorlar yağmalanmış şehirlerden öksüz bırakılmış mezarlardan geçiyoruz boynumuz kırık bir tebessüm gibi ince unutuyoruz bir çok şeyi unutuyoruz iyi olan herşeyi. Bizi mücadelenin içine dahil ediyorlar kalıplaşmış ifaderlerden sıyrılamıyoruz, “önümüzdeki maçlara bakacağız”, kuyruk psikolojik bir travmadır bekliyoruz hep aynı adımı atmak için hayatın gayesi bu mu? sahi nedir gayemiz

 

Işıklarımızı çaldılar gökleri delecek cesareti buldular, bizi hep bir safa koydular bir cepheye sen buradasın sen iyisin sen kötüsün, bazen sormadık niçin? birşeyleri korumamız gerekti hep, suni sevgileri koruduk “bir kalbiniz vardır onu hatırlayınız” diyor şair biz kalbi emanetçi çekmecelerine bırakıp gidiyoruz, kuru kavgaların peşine, bizi bir kaleye hapsettiler ya muhafız olacaksın yada öleceksin. İyi ama neyi niçin muhafaza edeceğiz, kimin ve hangi kalenin muhafızları olacağız,kalıplaşmış ifadelerin kuru kavgaların ve propagandaların mı muhafızları olacağız.Eski zamanlarda şehirlerin güvenliği kaleler ile olurdu, İnsanı ne koruyacak peki insanın kalesi neresi, yahut kuru kavgalardan kalıp ifadelerden bir kale mi inşaa edeceğiz böyle cenk olur mu ?. İnsanın kalesi insanın vicdanı değilmidir vicdan yumuşak kale sert olmalı mı diyeceksiniz, neye karşı peki sert olmak fitneye karşı vicdan serttir, kaosa karşı vicdan serttir, ahlaksızlığa ve adeletsizliğe karşı vicdan serttir, merhamete ve sevgiye karşı ise olması gereken gibidir vicdan, vicdanlı olmak polyanna olmak değildir, vicdan aklı hakikate götürür aklı hakikati gören kaleyi daha iyi korumaz mı?.

 

Vicdanın muhafızları olacağız, insanın toprağı olan merhameti bereket ile buluşturmak için

vicdanı her daim diri tutacağız.